BY MATS ERIKSSON

WITHOUT ANY KIND OF MARKETING, HER JEWELRY HAS BECOME HOT PROPERTY BOTH IN TURKEY AND IN EUROPE. WELCOME TO THE NEW STONE AGE.

HERHANGİ BİR PAZARLAMA ÇALIŞMASI YAPMADAN MÜCEVHERLERİ HEM TÜRKİYE’DE HEM DE AVRUPA’DA ARANILIR OLDU. YENİ TAŞ DEVRİNE HOŞGELDİNİZ.

 

In the 1980’s, Ebru Yalcinkaya from Tunceli in Turkey, migrated with her family to a small town near Vienna in Austria. After finalizing her studies in finance, she received a job offer from the holiday organizer chain Magic Life in Turkey. She hopped on this career ride and soon thereafter met her husband. They welcomed two sons in 2006 and 2010. Ebru and her husband shared the same passion for gems and creative work, which made them both join an extensive training program organized by HRD Antwerp. Earning a status as a diamond expert, she started to dig into the world of jewelry. And the rest is, as they say, history.

Ebru Yalçınkaya, 1980’lerde ailesiyle birlikte Tunceli’den Viyana yakınlarında küçük bir kasabaya göç etti. Finans okuduktan sonra Türkiye’deki tatil organizasyon zinciri Magic Life’ten bir iş teklifi aldı. Bu kariyer trenine atladı ve kısa süre sonra eşiyle tanıştı. 2006 ve 2010’da iki oğlan çocukları olan çift, değerli taşlar ve yaratıcılık içeren işlere olan ortak tutkuları sayesinde HRD Antwerp’in düzenlediği yoğun eğitim programına katıldılar. Pırlanta uzmanı ünvanını kazanan Ebru, mücevher dünyasına daldı.

You´ve just started the beautiful Ena collection, what are the challenges you´re facing, and do you feel that it´s harder to breakthrough with precious stones?

”It is always a bit time consuming finding the perfect stones, with its precise measurements and quality for a specific design. However, my supplier is very good and we have found a fantastic balance in our work. Precious stones are a bit harder to work with, as there is no room for mistakes. The craftsmanship needs to be absolute perfect.”

Ena koleksiyonuna yeni başladınız. Ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz? Değerli taşlarla çıkış yapmanın daha zor olduğunu düşünüyor musunuz?

”Spesifik tasarımlar için kesin ölçüleri yakalamak ve mükemmel taşları bulmak biraz zamandan çalıyor. Fakat tedarikçim çok iyi ve işimizde bir denge tutturduk. Değerli taşlarla çalışmak biraz daha zor çünkü hata payınız yok. El işçiliğinin kesinlikle kusursuz olması gerekiyor.”

Even though you haven´t marketed your brand across regular and social media, you have already done some amazing pieces for much-selected persons across Turkey and Europe.How did that happen and were you surprised?

”It basically happened over night, some friends recommended my designs to some other friends, and so it all started. All of a sudden I had three big pieces on order from Turkey with very precious stones, and then two more from Europe, it just kept on rolling in. I never expected it to happen so fast, as I’m not yet known in the industry. How did you find me [smile]!?!”

Markanız için hiçbir mecrada pazarlama çalışmasına girmemiş olmanıza rağmen Türkiye ve Avrupa’da bazı seçkin isimler için inanılmaz tasarımlara imza attınız. Bu nasıl oldu ve sizi şaşırttı mı?

”Aslında bir gecede oldu. Bazı arkadaşlar arkadaşlarına benim tasarımlarımı tavsiye etmişler ve öylece start aldı. Bir anda çok değerli taşlara sahip Türkiye’den üç büyük, Avrupa’dan ise iki parçalık sipariş aldım. Ve siparişler artarak gelmeye başladı. Bu kadar hızlı olmasını hiç beklemezdim çünkü sektörde henüz bilinir değilim. Siz beni nasıl buldunuz?!” (gülümseyerek)

 

 

 

You are a mother of two fine boys and you are also a wife. You have just launched the Ena collection, you are playing golf in various tournaments, and so does you eleven year-old and your husband. How do you find time being supportive and attentive?

”Actually by sleeping less. [Smile]. When the kids are at school and my husband at work, I am trying to give all my attention to my work. I’m also quite disciplined with my time, so that definitely helps a lot.”

İki harika çocuğunuz ve bir de eşiniz var. Ena koleksiyonunu yeni çıkardınız. Çeşitli turnuvalarda 11 yaşındaki oğlunuz ve eşinizle golf oynuyorsunuz. Hepsini desteklemeye ve herşeyle ilgilenmeye nasıl vakit ayırıyorsunuz?

”Aslına bakarsanız az uyuyarak (gülümseyerek). Çocuklar okulda ve eşim işteyken ben de tüm dikkatimi işime veriyorum. Vakit konusunda oldukça disiplinliyimdir, bu da işime yarıyor.”

You´ve mentioned the inspiration of your design heritage from eastern anatolia. Which gems are your favorites and which stones are you mostly using in the Ena collection?

”My favorite stones are sapphire and aquamarine as I love blue. The mixture of some powerful colors like green, red, blue and yellow as it reflects my own character.”

Tasarımlarınız için Doğu Anadolu’dan ilham aldığınızdan bahsettiniz. Hangi taşlar favoriniz ve Ena koleksiyonunda daha çok hangi taşları kullandınız?

”Favori taşlarım safir ve aquamarin çünkü maviyi çok severim. Yeşil, kırmızı, mavi ve sarı gibi güçlü renklerin karışımını da kendi karakterimi yansıttığı için seviyorum.”

Do you think that you would have designed differently if you had stayed in Europe?

”Actually I am not sure if I would have been in this industry had I’ve stayed there. Each place has a different soul, and definitely each place inspires you differently.”

Eğer Avrupa’da kalsaydınız daha farklı tasarımlar yapacağınızı düşünüyor musunuz?

”Aslında orada kalsaydım bu sektöre geçer miydim bilmiyorum. Her yerin kendine özgü bir ruhu var ve her yer size farklı şekilde ilham veriyor.”

Who´s your role model?

”The man that comes from the same town as I in Turkey, the entrepreneur Hamdi Ulukaya. He’s the founder of the brand Chobani Yoghurt. I just admire his personality and all his achievements. The whole set-up of his brand and company, the way he treats his employees and his great charity work for the refugees.”

Rol modeliniz kim?

”Türkiye’de benimle aynı kasabadan hemşehrim girişimci Hamdi Ulukaya. Chobani yoğurtlarının sahibi. Karakterine vetüm başarılarına hayranım. Markasına, şirketini kuruş şekline, çalışanlarına davranış stiline ve mülteciler için yaptıklarına hayranım.”

How do you revive after a hectic week?

”With my kids and my husband. Waking up with their smiles, sharing a great weekend with them, basically family time, makes me forget all my fatigue. But I also have to admit that living in a relaxed place like Bodrum makes it easier to regain new energy.”

Yoğun bir haftadan sonra nasıl kendinize geliyorsunuz?

”Çocuklarım ve eşimle. Onların gülümsemelerine uyanmak, onlarla harika bir hafta sonu geçirmek, aileyle geçirilen zaman tüm yorgunluğumu alıp götürüyor. Ama Bodrum gibi rahat bir yerde yaşamanın da enerji toplamayı kolaylaştırdığını itiraf etmeliyim.”

What´s your lifestyle wish?

”After having a successful brand, I would love to do charity work for children in need. I strongly believe that in order to have a happy world, we need happy children. I can’t bear seeing children suffer.”

Yaşam stili dileğiniz nedir?

”Başarılı bir markaya sahip olduktan sonra ihtiyaç sahibi çocuklar için hayır işleri yapmak isterim. Mutlu bir dünya için mutlu çocuklara ihtiyacımız olduğuna yürekten inanıyorum. Çocukların acı çekmesini görmeye dayanamıyorum.”

Who would you like to see wearing your jewelry?

”Grace Kelly, had she been alive of course. But I would definitely jump up and down if I saw someone like Kate Winslet or Charlize Theron wear my jewelry.”

Kimin sizin tasarımlarınızı takmasını isterdiniz?

”Yaşasaydı Grace Kelly. Ama Kate Winslet veya Charlize Theron gibi birinin benim mücevherlerimi taktığını görsem kesinlikle havalara uçardım.”

 

Related Posts