BY MATS ERIKSSON

BUSINESS AS USUAL − NOT. MEET SEMA YAY, A BUSINESS WOMAN WHO HAS FOUNDED AN ACCOUNTANT COMPANY THAT IS A ROLE MODEL BOTH FOR ITS MODERN BELIEFS AND PROFESSIONALISM.

KLASİK BİR FİRMA MI? HAYIR. MODERN PRENSİPLERİ VE PROFESYONELLİĞİYLE ROL MODEL BİR MUHASEBE ŞİRKETİ KURMUŞ OLAN İŞ KADINI SEMA YAY İLE TANIŞIN.

Sema Yay is now a well-known, much respected business woman in Istanbul. But she has come a long way. She was born in a small village of the Sivas’ s Suhri district in Turkey. During her upbringing she had to overcome obstacles like the perception that women should not have an education. But thanks to her mother’s persistence and support, she was successfully able to join the world of education. Stepping out of her comfort zone and being away from the family during the years of her studies, built the very foundation of whom she is today; self-reliant and courageous. With an entrepreneurial mind and determination, she entered the world of business. Working in various sectors, amongst those, being the manager in the accounting department at the renowned brand Ericsson for nine years. As she describes herself, the greatest feature that distinguishes her from others in her work is not only limited to the accounting and figures, but also the reflection of the real life, in other words, ”I can say that I have a special ability in practical solutions and in making the abstract concrete. Proper communication with other people in the circle of my working environment is a must. To succeed in life, you first need to start with your dreams, set goals and spend efforts on those goals. As an employer I witnessed today´s young people dreaming, making efforts towards their dreams, however with a hesitation, and my advice to them is always to stay robust, by motivating them to pursue their dreams without fear”.

Sema Yay, İstanbul’un saygıdeğer iş kadınlarından. Sivas’ın küçük bir köyü olan Suhri’de doğmuş ve oradan buraya epey yol katetmiş. Büyürken kadınlarının okumasına gerek olmadığı algısıyla baş etmek zorunda kalmış. Annesinin inadı ve desteği sayesinde, eğitim almayı başarmış. Konfor alanının dışına çıkmak ve okul yıllarında ailesinden uzakta olmak bugün olduğu kişinin temellerini atmasını sağlamış: Kendi kendine yeten ve cesur biri. Girişimci bir kafa yapısı ve azimle iş dünyasına girmiş. Çeşitli sektörlerde çalışmış, ünlü marka Ericsson’un muhasebe departmanında dokuz yıl yöneticilik yapmış. Kendini anlatırken, işinde diğerlerinden ayrıldığı noktanın yalnızca muhasebe ve rakamlarda olmadığı, gerçek hayatın bir yansıması olduğunu söylüyor. ”Pratik çözümler bulmakta ve soyut olanı somuta indirgemekte kabiliyetli olduğumu söyleyebilirim. Çalışma ortamımda düzgün iletişim olmazsa olmaz. Hayatta başarılı olmak için önce kendi hayallerinizle başlamalı, hedefler koymalı ve bu hedefler için çaba harcamalısınız. Bir işveren olarak bugünün gençlerini hayal kurarken, hayalleri için çaba harcarken görüyorum ama bir çekinceleri var. Benim tavsiyem her zaman sağlam durmaları ve hayallerini korkusuzca takip etmeleri.” Erkeklerin çoğunlukta olduğu muhasebe dünyasında yönetici pozisyondaki güçlü ve çalışkan kadın olmak sürekli engelleri de beraberinde getirmiş. Fakat bunlar onu hiç yıldırmamış, aksine cesaretini ve başarılı olma azmini arttırmış. 2002’de kendi işini kurmaya, her çalışanını ailesinin bir ferdi olarak gören ve değer veren Özbek CPA’yi açmaya karar vermiş. ”Bu sebeple her çalışanımıza hisse veriyoruz, kendilerini işin sahibi olarak hissediyorlar ve bu da hizmet kalitemizin başarılı bir şekilde artmasıyla sonuçlanıyor.”

 

Been the strong working woman in a managerial position in a man’s world of accounting, she constantly faced obstacles, however that never brought her to yield, but rather adding to her courage and determination of succeeding. In 2002 she decided to set up her own business, Özbek CPA. With the mindset of having a company that sees and values every employee as a member of the family. ”For this reason, we empower each of our employees to take ownership, which gives them the feel of being the owner of the business, in which successfully have resulted in higher quality when delivering our services”. Sema also highlights; ”We have a comfortable working environment that doesn’t segregate men or women in various aspects of the business, such as differences in salaries or positions depending on gender. There is an equality in our company, based on measures of skills, performance and attitude amid many other things, therefore we think that we represent a modern business in the region with all these aspects”.

Sema Hanım şu noktanın da altını çiziyor: ”Kadınlarla erkekler arasında maaştan pozisyonlara işin farklı yönlerinde ayrım gözetmeyen, rahat bir çalışma ortamımız var. Şirketimizde yeteneklere, performans ve tavır gibi birçok etkene bağlı bir eşitlik söz konusu. Bu nedenle bölgede tüm bu konularda modern bir iş yeri olarak öne çıktığımızı düşünüyoruz.” Özbek CPA, aralarında Türkiye’deki uluslararası yatırımcıların da bulunduğu bir müşteri profiline sahip. ”Ofiste genellikle İngilizce, İspanyolca ve Japonca konuşuluyor.” Özbek CPA, ayrıca bugün Prime Global’ın Türkiye’deki aktif temsilcisi. Prime Global’ın Türkiye temsilcisi olarak şirket, yabancı yatırımcılara en baştan itibaren kendilerine özel çözümler sunuyor ve Türkiye’deki sağ kolları haline geliyor. Özbek CPA, yalnızca bir muhasabe ofisi değil; müşterilerine denetim, vergi, vergi yönetimi, muhasabe, bordro, hukuk, danışmanlık ve göçmenlik hizmetleri de sağlıyor. Hatta bir adım daha ileri gidip Türkiye’ye yatırım yapan yerel ve uluslararası şirketlere yakın durdukları için pazarlama hizmeti de veriyorlar. Yerli ve yabancı hukuk şirketleriyle iş ortaklığı yapıp müşterilerine yardımcı oluyorlar. Teknolojik gelişmelerin ortasında yeni iştiraklerin sürekli değişmesi sonucunda Özbek CPA, çeşitli sektörlerde gündemi yakalayabilmek için personeline sürekli eğitim veren bir firma. Serbest zaman hakkında sorulduğunda Sema Hanım, ”Doğanın içinde olmayı seviyorum. Kamp yapmak, trekking, sırt çantasıyla dolaşmak, rafting, yeni ülke ve lezzetleri keşfetmek yapmayı çok sevdiğim şeyler arasında. Viyana’daki Waves müzik festivali her yıl kaçırmadığım bir etkinlik. Ayrıca kişisel gelişim için özel eğitimlere de katılıyorum. Dokuz yaşındaki oğlum hayatımın pırlantası ve onunla yapabildiğim kadar kaliteli zaman geçirmeye çalışıyorum.” diyor ve gülümsüyor. Hem evde hem de işte önceliklerini doğru sıraladığı kesinlikle belli.

Related Posts