BY MATS ERIKSSON

THE LEGENDARY BUSINESS ENTREPRENEUR HAYDAR COLAKOGLU GIVES AN EXCLUSIVE INTERVIEW ABOUT HIS LIFE AND NEW VENTURE, YOLO.

EFSANEVİ GİRİŞİMCİ HAYDAR ÇOLAKOĞLU İLE HAYATI VE TÜRKİYE’DE ULAŞIMDA DEVRİM YARATAN YENİ PROJESİ YOLO İLE İLGİLİ ÖZEL BİR RÖPORTAJ GERÇEKLEŞTİRDİK.

THE FIRST WORD that popped up in my mind before meeting with mister Çolakoğlu was ” innovation”. Followed by words such as sustainability and stability. I can’t stop being amazed about his background and his achievements in such a young age.

Please share with us your incredible story of success, tell us about the exciting startup yolo and what inspired you to enter this arena?

”Growing up in Istanbul and attending high school in the late 90s, I was dazzled by the internet revolution of the 90s that was taking place primarily in the States but also throughout the world, including Turkey. I knew I wanted to get involved with tech but unfortunately was too young at the time. Later on I attended college in the States – Princeton University and returned to Turkey upon graduation. Fast forward 10 years and my partners and I setup Yolo – a mobile app to call a car which will takeyou from point A to point B, much like Uber or Lyft. I´m sure you want to hear a story about how I got involved in the mobile transport app business, so here ít goes; I visited Los Angeles in 2013 and my high school buddy Akin who lived in LA at the time and worked for a venture capital firm sent me an Uber car to pick me up from the airport although he had promised to come himself. Apparently he had wanted to introduce me to the future of transportation. Working in tech in LA, he told me that if we setup a similar service in Turkey, he would move out to Istanbul. I shook his hand on the spot without thinking about the rest. Next came the difficult part of bringing it all together. We knew nothing about programming, so we reached out to Lorenzo, another buddy of ours from our high school years, who I had met in Boston through the Turkish community when I was attending Harvard for the summer while he was taking coding classes at MIT. After that our train began rolling, what we didn’t know was that our train was going to have to go uphill for quite a while (smiles).

Çolakoğlu ile tanışmadan önce aklıma gelen ilk kelime ”yenilikçilik” oldu. Bunu, ”sürdürülebilirlik” ve ”istikrar” gibi kelimeler izledi. Bu kadar genç yaşta bu denli başarılı olması beni şaşırtmaya devam ediyor.

Lütfen bizimle inanılmaz başarı öykünüzü paylaşın. Heyecan verici start-up projeniz Yolo ile bu alana yönelmenizde ne etkili oldu?

”İstanbul’da büyüyen ve 90’ların sonunda liseye giden biri olarak, özellikle ABD’de ama Türkiye de dahil olmak üzere tüm dünyada gerçekleşen internet devriminden çok etkilenmiştim. Teknolojiyle haşır neşir olmak istediğimi biliyordum ama ne yazık ki o sırada henüz çok gençtim. Daha sonra ABD’de Princeton Üniversitesi’nde okudum ve mezun olup Türkiye’ye döndüm. 10 yıl sonra ortaklarımla, Über ve Lyft’e benzer şekilde, sizi A noktasından B noktasına taşıyacak bir araç çağırabildiğiniz Yolo’yu kurduk. Eminim bu işe nasıl bulaştığım hakkında bir hikaye duymak istiyorsunuz. 2013’te Los Angeles’a gitmiştim. O sırada LA’de yaşayan ve bir risk sermayesi şirketinde çalışan lise arkadaşım Akın, beni havaalanından alacağına söz vermesine rağmen gelemediği için bana bir Über yolladı. Belli ki biraz da beni geleceğin ulaşım biçimiyle tanıştırmak istemişti. Los Angeles’ta teknoloji sektöründe çalıştığı için, eğer Türkiye’de benzer bir hizmet geliştirirsek İstanbul’a taşınacağını söyledi. Gerisini düşünmeden orada elini sıktım. İşin zor kısmı burada başladı. Programlama hakkında hiçbir şey bilmiyorduk. Lise yıllarından tanıdığımız başka bir arkadaşımız olan Lorenzo’ya ulaştık. Lorenzo ile Boston’da ortak Türk dostlar vasıtasıyla tanışmıştım; ben Harvard’da yaz okulundayken o da MIT’de kodlama dersleri alıyordu. Ondan sonra yol almaya başladık ama uzunca bir süre yokuş yukarı gideceğimizi henüz bilmiyorduk. (Gülümsüyor.)

 

 

What about the financial world. What led you into that direction?

”Studying economics and finance at college somehow gets you into the world of finance whether you like it or not. But I´m pleased to say I enjoy finance – although its not the only business related activity I’´m involved with. I think we have enough finance guys today but not enough tech guys so less on that and more tech today ´, please…

Peki ya finans dünyası? Sizi o yöne çeken neydi?

”Üniversitede ekonomi ve finans okuyunca isteseniz de istemeseniz de bu dünyanın içine çekilmiş oluyorsunuz. Fakat tek yaptığım şey bu olmasa da finanstan keyif aldığımı söylemeliyim. Bence bugün yeterli sayıda finansçımız var ama teknoloji insanımız yok. O nedenle şimdi finansçılara odaklanmayalım.”

Being so diversified in your business, how do you manage to switch your mindset from the different businesses and always making the right decisions?

”Here I employ the Turkish mezze eating tactic: ‘little little in the middle’ as they say (smiles). So I do a bit of each on the same day, sometimes at the same time. In fact it creates a lot of synergy. It also helps me bring different perspectives to different issues. Working on the same task day in and day out can create professional degradation, one of the big road blocks to innovation. You obviously need people who are very good at a specific skill set, like firemen, computer programmers or heart surgeons, but you also need jacks of all trades who can bring it all together.

Birçok farklı işle uğraşırken her birine ayrı ayrı kanalize olup nasıl doğru kararları verebiliyorsunuz?

”Burada meze yeme taktiğini kullanıyorum: azar azar, ortaya karışık. (Gülümsüyor.) Yani aynı gün içinde her biriyle biraz uğraşıyorum, bazen aynı anda. Aslında bu durum çok fazla sinerji yaratıyor. Farklı konulara farklı bakış açıları getirmemi de sağlıyor. Her gün aynı görevi yapmak mesleki deformasyona yol açabilir, bu da yenilikçiliğin önündeki en büyük engellerden biri. Tabii ki belirli bir beceri grubunda çok iyi olan itfaiyeci, bilgisayar programcısı ya da kalp cerrahı gibi insanlara ihtiyaç var ama herşeyi bir araya getirebilecek joker niteliğindeki kişilere de aynı derecede ihtiyaç var.”

 

 

Tell us by the culture that you have set up at Yolo?

”Yolo is run by direct democracy. Everyone has shares, everyone has a voice in the running of the company from the drivers to the computer programmers, and we are very much in touch with all aspects of society. We have a very equal culture where we value the human element greatly. The rule is that each person should want to work with each other and if there is someone who is spoiling the pleasant work atmosphere then they are out. It’s the people that matter.

Bize biraz Yolo’da kurduğunuz kurum kültüründen bahsedin.

”Yolo, doğrudan demokrasi ile idare ediliyor. Herkesin hissesi var. Sürücülerden bilgisayar programcılarına herkes şirketin idaresinde söz sahibi, ve toplumla her bakımdan iç içeyiz. İnsan faktörüne çok değer verdiğimiz eşitlikçi bir kültürümüz var. Herkesin birbiriyle çalışmak istemesiyle ilgili bir kuralımız var ve bu güzel çalışma ortamını bozan olursa gitmek zorunda. Bizim için önemli olan insanlar.

What makes Yolo different from Uber?

”Well, firstly we are legit in Turkey. We comply with all regulations, pay all our taxes, make sure our drivers comply with all regulations and pay all their taxes and get our company inspected down to every penny and by law. I don’t want to talk about Uber’s case specifically in Turkey but the situation is self evident with drivers being fined and clients having to go through certain issues with certain authorities when the driver is fined.

Sizi Über’den farklı kılan nedir?

”Öncelikle Türkiye’de yasalız. Tüm düzenlemelere uyuyoruz, vergilerimizi ödüyoruz. Şoförlerimiz de tüm düzenlemelere uyuyor ve vergilerini ödüyorlar. Şirketimiz kanunlara göre son kuruşuna kadar denetleniyor. Über’in Türkiye’deki durumu hakkında konuşmak istemiyorum ama sürücülerin ceza yemesi ve bununla beraber müşterilerin uğraşması gereken konular ortada.”

What´s your vision for Yolo?

”To be a national transportation tech champion in Turkey, the way Didi is a transportation tech champion in China through the merger of many Chinese transport tech companies. We just want to be really good at getting people from Point A to Point B in the fastest, most comfortable and safest way possible. Most transport tech companies focus on driverless cars and flying cars but their quality of service is subpar. We really need to be getting our job done right before fantasizing about driverless cars. In this business you usually have two companies that compete, usually a national/local company versus a foreign multinational. We need to be a really well-run local company with the best drivers, the best service and the most satisfied customers. We need to be so good that our customers should give up their personal cars and personal drivers and just rely on us to do the job in Istanbul.

Yolo için vizyonunuz nedir?

”Birçok Çinli ulaşım teknolojisi şirketinin birleşmesi sonucu Didi’nin Çin’de olduğu gibi, Türkiye’de ulusal bir ulaşım teknolojisi şampiyonu olmak. İnsanları A noktasından B noktasına ulaştırmakta gerçekten başarılı olmak istiyoruz; en hızlı, konforlu ve güvenli şekilde. Ulaşım teknolojisi şirketlerinin çoğu sürücüsüz ve uçan araçlara yöneliyor ama hizmet kaliteleri düşük. Sürücüz araçlarla ilgili hayal kurmaya başlamadan önce işimizi iyi yapmamız lazım. Bu işte genellikle rekabet içinde iki şirket oluyor, biri ulusal / yerel, diğeri yabancı çok uluslu. En iyi sürücülere, hizmete ve müşteri memnuniyetine sahip olan yerel şirket olmalıyız. O kadar iyi olmalıyız ki, İstanbul’daki müşterilerimiz kendi araçlarını ve şoförlerini bırakıp bizden hizmet alsınlar.”

 

How do you revive after a hectic week? What is your lifestyle wish?

”I have a simple lifestyle with simple tastes, simple expectations. Nothing fancy. It gets too complicated when it gets too sophisticated. Most people don’t believe that about me until they get to know me. That’s not to say I am out of touch – I do read Lifestyle Magazine when I get a chance, I especially like looking at the photos. I felt like I had to say that before you asked me that question (laughs). I also like to joke a lot, if you´ve noticed − it keeps me going (smiles).

Yorucu bir haftanın sonunda hayata dönmek için neler yapıyorsunuz? Nasıl bir yaşam stiliniz olmasını isterdiniz?

”Basit zevklerden, basit beklentilerden oluşan basit bir yaşam stilim var. Havalı bir şey yok. Herşey fazla sofistike olduğunda komplike hale geliyor. Insanlar beni tanımadan buna inanmıyorlar. Hiçbir şeyden haberim yok da diyemem. Lifestyle Magazine’i fırsatım oldukça okuyorum, özellikle de fotoğraflara bakmak hoşuma gidiyor. Siz daha sormadan bunu söylemek istedim. (Gülüyor.) Bir de espri yapmayı çok severim eğer farkettiyseniz. Beni ayakta tutuyor. (Gülümsüyor.)”

Related Posts